Tanrı, Tasarım ve İnce-Ayar - Antropik İlke İtirazı ve Sunulan Analojinin Uygunsuzluğu

 GİRİŞ

Yazının asıl konusu, Robbin Collins'e ait olan, "Tanrı, Tasarım ve İnce-Ayar" başlıklı makalenin içinde yer verilen ince-ayara karşı "Antropik İlke İtirazı"na cevap olarak sunulan "idam mangası" analojisi ve içerisinde barındırdığı uygunsuzluğa değinmektir. Genellikle ismine yer verdiğim makaleden alıntı ve açıklamalarla konuyu sizlere aktaracak, ardından (son başlık altında) kendi fikirlerime yer vereceğim.

İNCE-AYAR ARGÜMANININ KISA BİR ÖZETİ

"Fizikte birçok şanslı tesadüfler (accidents) bulunmaktadır. Böylesi tesadüfler olmaksızın, su sıvı halinde var olamazdı, Karbon atomları zinciri karmaşık organik moleküller oluşturamazdı ve hidrojen atomları moleküller arasında kırılabilir köprüler oluşturamazdı."  -Fizikçi Freeman Dyson

Robin Collins ince-ayarı dört ayrı türe ayırıyor;

(i) Fizik yasalarının ince-ayarı

(ii) Fizik sabitlerinin ince-ayarı

(iii) Evrenin başlangıçtaki hallerinin ince-ayarı

(iv) Evrenin daha üst düzey bazı özelliklerinin ince-ayarı

"Fiziksel yasaların ince-ayar edildiğini söylemek şu demektir ki eğer yasaların tam doğru kombinasyonları olmasaydı, kompleks, akıllı hayat muhtemelen imkansız olurdu. Örneğin günümüz fiziğine göre, tabiatta dört kuvvet bulunmaktadır: yerçekimi-kuvveti, zayıf kuvvet, elektromanyetizma ve bir atomun içerisindeki proton ve nötronları bir arada tutan güçlü nükleer kuvvet. Bu güçlerin her birinin varlığı, karmaşık hayat için zorunludur."

Örneğin; "Yerçekim-kuvveti olmasaydı; kütleler, yıldızları veya gezegenleri oluşturacak şekilde kümelenmezlerdi."

"İnce-ayarın özellikle önemli başka bir kategorisi, fizik sabitleri kategorisidir. Fizik sabitleri, fizik yasaları ile irtibatlandırıldığında evrenin temel yapısını belirleyen bir dizi temel sayılardır. Böylesi bir sabitin, Newton'ın çekim yasasının bir parçası olan yerçekimsel sabit G'dir. Özü itibariyle G, iki kütle arasındaki çekimin şiddetini belirlemektedir. Örneğin, eğer biri G'nin ikiye katlayacak olsaydı, o zaman iki kütle arasındaki çekim kuvveti ikiye katlanırdı. Tabiattaki diğer kuvvetlerden her birinin, çekimsel sabit G'ye benzer şekilde kendi şiddetini belirleyen sabiti vardır."

"Çeşitli hesaplamalar, tabiat kuvvetlerinden her birinin şiddetinin, akıllı yaşamın var olması için gereken görece küçük bir aralıkta bulunması gerektiğini göstermektedir. Örnek olarak, yerçekim-kuvvetini düşünün. Eğer, mesela, biz yeryüzündeki yerçekimi-kuvvetinin şiddetini milyar katına çıkarsaydık, yerçekimi-kuvveti o kadar büyük olurdu ki karada yaşayan ve insanların ebadına yakın büyüklükteki herhangi bir organizma parçalanırdı."

Başlangıçta verdiğim ince-ayar türlerinin tamamına bu yazıda değinmeyeceğim. Asıl değinmek istediğim konu ince-ayara karşı sunulan "antropik ilke itirazı"nın haklılığı ve karşısında sunulan analojinin uygunsuzluğu olacak. Fakat öncelikle Collins'in yararlandığı bir düşünme yöntemi olan "öncelikli tasdik ilkesi"nden bahsetmeliyim.

 

ÖNCELİKLİ TASDİK İLKESİ

Collins'in "öncelikli tasdik ilkesi" adını verdiği ilke yine Collins'in ifadesiye, "bize bir gözlemin, hangi durumlarda bir hipotez lehine kanıt sayılacağını söyleyen genel bir akıl yürütme ilkesidir."

Basit bir örnek ile sunmam gerekirse; iki farklı hipotez düşünelim. Örneğin hipotezler, makalede verilen ateistik tek evren hipotezi ve teizm olsun. Tam olarak Collins'in bahsetmek istediği üzerinden açıklamam en doğrusu olacaktır. Akıllı yaşamın var olabilmesi için, sayısız ihtimalin elenmesi ve hassas bir ayar uygulanmasının gerekli olduğu hususunu iki hipotez nezdinde incelediğimizde Collins, bunun doğrudan teizmin doğruluğunu ispatlamadığı, fakat ateistik tek evren hipotezi yerine, teizmin lehine yorumlanmasının daha makul olduğu yaklaşımını kabul eder. Öncelikli tasdik ilkesinin uygulanması, tam olarak bu duruma tekabül etmektedir.

 

ANTROPİK İLKE İTİRAZI

"Antropik ilke diye adlandırılan ilkenin zayıf versiyonuna göre, eğer tabiat yasaları ince-ayarlı olmasaydı, biz bu olguyu yorumlamak üzere burada olmazdık. Bu sebeple bazıları, ince-ayarın ateizm altında gerçekten ihtimal-dışı veya şaşırtıcı olmadığını, bilakis bu sonucun basitçe bizim var olduğumuz gerçeğinden çıktığını ileri sürmüşlerdir."

Collins itiraza cevap olarak sunduğu "idam mangası" (firing squad)  analojisini, öncelikli tasdik ilkesi metodu ile yorumlamaktadır.

İdam mangası analojisi:

"John Leslie'nin (1988, s.304) tesbit ettiği üzere, eğer elli keskin nişancının hepsi de beni ıskalarsa, buna verilecek "eğer onlar beni ıskalamamış olsalardı, ben bu olguyu düşünmek üzere burada olmazdım" cevabı yeterli değildir. Bunun yerine ben bundan, tabii olarak, tamamının beni ıskalamasının -onlar gerçekten beni öldürmek niyetinde değildiler gibi- bir sebebi olduğu sonucunu çıkarırdım. Neden böyle bir sonuç çıkararırdım? Çünkü benim varlığımın devam etmesi, onların beni şans eseri ıskaladıkları hipotezi altında ihtimal-dışı olacaktır, fakat beni ıskalamalarının bir nedeni olduğu hipotezi altında ihtimal-dışı değildir. Dolayısıyla, öncelikli tasdik ilkesiyle bakınca, benim varlığımın devam etmesi, sonraki hipotezi güçlü bir şekilde tasdik etmektedir."

 

SUNULAN ANALOJİNİN UYGUNSUZLUĞU

Analojide kurgulanan elli keskin nişancı örneği, (analojik anlamda) evrendeki hassas-ayarı karşılamak konusunda ciddi bir başarısızlık sergilemektedir. Bu, William Paley'in saat analojisinde kullandığı meşhur saatin (analojik anlamda) evreni karşılamaması ile benzer özellikler sergilemektedir. Antropik İlke itirazının, evrendeki hassas-ayarın öncelikli tasdik ilkesi bağlamında teizm lehine yorumlanmasının önüne geçemediği savı geçerli değildir. Şimdi analojide şu şekilde bir değişikliğe gidelim;

Farz edilen elli keskin nişancı bana değil de içerisinde uyumakta olduğum yatak odamın penceresinden içeri, beni öldürme amacı gütmeden rastgele ateş ediyor olsun. Odamın perdeleri çekili olduğu için, nişan aldıkları nesne ben değil çekili olan perdemin herhangi bir noktasıdır. Yine farz edelim ki uyumakta olduğum yatağım tam da pencerenin hizasında bulunuyor olsun. Şimdi açılan ateşi yara almadan atlattığımı düşünelim. Bir an bunun nasıl gerçekleştiğini anlamlandırmaya çalışıyorum. Burada İdam Mangası analojisi için söylenenin aksine, "eğer silahtan çıkan kurşunlar beni ıskalamamış olsaydı, ben bu olguyu düşünmek üzere burada olmazdım" akıl yürütmesini yapmam herhangi bir gariplik barındırmayacaktı. Ben, İdam Mangası analojisini revize ettiğim bu versiyonunda ateş etme eylemini elli keskin nişancının beni vurma amacı gütmesi tarzında bir bilinçli karara değil, bunun dışında bilinmeyen bir X amacına bağladım. Burada X, nişancıların keyfi amaçla ateş etmek istemesi dahi olabilir.

İdam Mangası analojisinde elli nişancının beni vurmak istemesinde yatan bilinçlilik, evrendeki hassas ayarın arkasındaki (tartışmalı) bilincin akıllı yaşamı var etmek için hassas bir ayarla evreni yaratmasındaki bilinçliliğe karşılık gelmektedir. Ancak evrendeki hassas-ayarın bilinçli bir düzenleyicinin var olma olasılığını artırdığını desteklemek için kullanılan İdam Mangası analojisi, kendi içerisinde bile (analojik anlamda) evrenin bilinçli düzenleyicisinin bilinçli eylemine karşılık gelecek bir bilinçli eylemi kurgulamaktadır. Üstelik kurgulanan bu bilinçli eylem, elli keskin nişancının fiziksel dünyada bilinçli birer insan olup, bilinçli olarak beni vurmak istemelerinden dolayı ve ateşe maruz kalan benim bunun kesin olarak farkında olmamdan dolayı, elbette İdam Mangası analojisinde beni ıskalamalarının bir nedeni olduğunu sonucuna ulaşmam şaşırtıcı olmayacaktır. Açıkçası İdam Mangası analojisi sanki bu sonuca ulaşmamız için taraflı bir şekilde tasarlanmış hissiyatı veriyor.

İdam Mangası analojisini revize ettiğim versiyonunun evrendeki hassas ayarı (analojik anlamda) karşılamak konusunda daha başarılı olduğu görülecektir. Sonuç olarak; rahatlıkla İdam Mangası analojisinin Antropik İlke itirazını saf dışı bırakmadığı ve dolayısıyla Antropik İlke itirazının halen evrendeki hassas-ayarın ateizmden ziyade teizm lehine yorumlanmasının önüne geçmekteki görevinde başarılı olabileceğini söyleyebiliriz.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Marksizm ve Postkolonyal Teori – Sagar Sanyal

Deli miyiz biz?

Bir şey Tanrı emrettiği için mi iyidir? (Divine Command Theory)